Rijkaard’ın, Barcelona döneminde işler kötü gittiğinde kısa bir 3-4-3 denemesi olmuş, ama 5 yılda 190 maçın neredeyse 180’ini 4-3-3 varyasyonlarıyla oynamışlardı. G.Saray’ın da bu “sezon belirleyici gün” e 4-4-2 başlaması, sanırım maçın hemen başında rakibi şaşırtıp erken bir gol bulma niyeti içeriyordu.
Gol bulunamadı, 4-4-2 de sadece 11 dakika sürdü. O dakikada kenara gelen Rijkaard ön tarafı klasik Keita-Jo-Gio düzenine döndürdü; Elano da alışık olduğu yere, göbeğe geçti. Son yarım saatteyse Arda oyuna girince, genç kaptan sol açığa gitti, Giovani 4-1-2-3’e dönen sistemde forvetlerin arkasında Elano’nun partneri oldu. Rijkaard son bölümde Baros’u da soktu, ön tarafı defalarca yer değiştirtti, ama gol bulunamadı. Bunda G.Saray’ın duran top organizasyonlarında zekâ ürünü bir şeyler ortaya koyamamasının ve uzaktan şut atmamasının rolü var. Ama sanki bir şey daha var Rijkaard’ın elini kolunu bağlayan: “25’inci dakikaydı. Caner geriden topla hızlı çıktı, kaleye 30-35 metre yaklaştı, aynı anda solunda iyi bir koşu yapan Elano’yu da gördü. Ama topu Elano’ya vermedi, kaleye yerden etkisiz bir şut attı. Top Volkan’ın elleriyle buluştuğu anda şunu düşündüm; aynı sahnede iki oyuncu rolleri değişse; geriden çıkan Elano olsa, o noktada şut atmak yerine koşu yapan Caner’e o topu yuvarlardı. Üstelik Elano’nun şutör özelliği Caner’den de kat kat fazla olmasına rağmen... İşte ne zaman Caner de gerektiğinde o topu Elano’ya verecek olgunluğa erişecek, G.Saray da belki daha verimli hücum edecek o gün...”
F.Bahçe de verimli hücum edemedi, ama sarı-lacivertlilerde Emre’nin eksikliği önemli... Emre sahada olduğunda beline bir ip bağlıymış ve o ipin 9 farklı ucu da diğer 9 oyuncudaymış gibi eşit mesafede tutuyor takımını... O olmadığında ipi Alex devralabilirdi, ama Topal sahadayken (hiç topla buluşmama pahasına) Alex’e ipin (topun) geçmesine izin vermedi. Alex, Denizlili Tomas’a karşı da zaman zaman böyle sıkıntılı günler geçirmişti. Ali Sami Yen’de son yarım saatte “Topal görünümlü Tomas” oyundan çıkınca Alex özgürlüğünü kazandı, F.Bahçe’nin topla ilişkisi bir kademe arttı, Franco’nun da olağanüstü yardımıyla gol geldi.
Daum’a bu yıl 30 maçta 1-0’ı verseniz kabul edecek gibi zaten... Lugano-Bilica bozulmadığı (zorlandığında da karşıda Franco’ları bulduğu) sürece bu mümkün olabilir. İdeal 11’inde 5 yenisi olduğu için de belki bu sezon bu anlayış tolere edilebilir. Ama gelecek yıl sanırım Daum’un sahaya daha fazla futbol koyması gerek.