23 Mayıs 2012, Çarşamba


AVRUPA LİGLERİ

Ercan Güven Ters Köşeeguven@milliyet.com.tr Tüm Yazıları 24 Şubat Çarşamba 2010

Güiza depremi!



İşe bakın!.. 20 Şubat Cumartesi günü yayınlanan “Ters Köşe”de ne yazmışsam aynen yaşandı “Güiza, siz ve biz” hakkında.
Ne yazık ki; “külliyen aynen”!..
Ben şahsen, yıkıldım...
* * *
Bakın, durum tespiti yapmışım beş gün önce:
“Tamam. Bazen golcülerin şansı yaver gitmez. Takımı mahkum oynar, orada uzakta ağaç gibi dikilir doksan dakika boyunca.
Bazen onu besleyecek adamlar beceriksizlik eder. Paslar ya arkasına düşer ya metrelerce öteye.
Doğru yerde duramadığı, golü koklayamadığı zamanlar da olur golcülerin.
Lakin Güiza gibisine ancak milyonda bir rastlanır.
Her türlü becerisi var adamın. Fizik, kariyer tamam... Ona çalışan, santimetrik paslar atanlar da var. Lakin top nefret ediyor ondan. Belki de o, toptan nefret ediyor. Ya kaleciyi nişanlıyor, ya dışarı atıyor, ya da saçmalıyor.
Şayet Fenerbahçe’yi sabote etmek için yetiştirilmiş bir “ajan” değilse, bir şey var Güiza’da.”
* * *
Ve muhtemel felaketi yazmışım. Uyarmışım “yetkilileri”:
“Bugün rica etmek durumundayız:
Lütfen çaresine bakın.
Konuşur musunuz, yollar mısınız, kurşun mu döktürürsünüz bilemem. Ama yetti artık.  
Bize de yazık, size de, Güiza’ya da.”
* * *
Bir hafta bile geçmedi:
Güiza’ya yazık oldu.
Sonunda taraftar da patladı ve bir futbolcunun yaşayabileceği en büyük dram sergilendi Şükrü Saracoğlu’nda. 
Fenerbahçe’ye yazık oldu.
Kendi evinde “evlerden ırak” bir yenilgi alıp “büyük maraton”da hem tökezledi hem de yeni bir “rakip” yarattı.
Ve bize de yazık oldu!..
Evet, “biz”e... Başta bana!
Elli bin kişinin “oy birliği ile” oyundan alınıp yedek kulübesinde gözleri dolan, teselli edilmek zorunda kalınan İspanyol’u görünce bizim yüreğimiz sızlamadı mı sanıyorsunuz?
Yani Marmara’da “öngörülen” deprem vaki olduğunda, Deprem Dede Işıkara başta olmak üzere, “Aman dikkat” diye yırtınan Prof. Ahmet Ercan, Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, Prof. Şener Üşümezsoy ve diğerleri “Haklılığımız ortaya çıktı” diye zil takıp oynayacaklar mı?.. En çok onlar perişan olacak.
Görüyorlar, söylüyorlar, ama çaresizler.
Çünkü dinleyen yok.
Tıpkı bizim gibi.
Bizler de futbol denilen sistemin “erken uyarı” aygıtlarıyız.
Ve en çok “tutmayan” değil “tutan” tahminlerimize yanarız.
Güiza’nın “oyunu”, “çıkarılma” şekli, yedek kulübesindeki “hali”, bir depremdi benim için.
Fenerbahçe için değil mi?
Peki... Fenerbahçe’nin sağlam temellere dayalı oyununda en büyük alkışı ve parayı aldığı gibi takımdaki her türlü sallantı ve sarsıntıdan da sorumlu olan “yetkili” ne yaptı?
Resmen Güiza’yı mahvetti.
Önce takıma koydu. “Kaçırma korkusu”ndan korkarak bir tür “titrek korkak” haline gelmiş adamı, kaleciyle karşı karşıya bırakmak kadar büyük kötülük olur mu?
Seyirci değişiklik isteyene kadar bekledi. Seyirci bağırdı, üç dakikalığına “şövalyelik” gösterdi. Sonra çıkartıp rezil etti.
Önce Güiza’yı, sonra Fenerbahçe’yi ve en sonunda bizi mahvetti Daum.
Daum kim?
Pahalı futbolcularını doğru dürüst kullanıp, Fenerbahçe’yi uçurması gereken adam!..
Bizi böyle adamlar mahvetti.

Reklamlar & Kişisel Ürünler
 
©Copyright 2010