23 Mayıs 2012, Çarşamba


AVRUPA LİGLERİ

Cemal Ersen Gözlemcersen@milliyet.com.tr Tüm Yazıları 27 Şubat Cumartesi 2010

Hiddink, Türkiye’yi ve Drogba’yı çok seviyor!

Türkiye üçüncü dünya ülkesi mi?”  Haşaaaa!
Şu tabloya baksanıza!
Eğitimde ve sağlıkta devrim yaptık.
Avrupa Birliği’nin kapısındayız, ha girdik, ha gireceğiz.
Kişi başına düşen ulusal gelirde sınıf atlıyoruz.
Küresel krize direnip, IMF’ye rest çekiyoruz.
Kuvvetler ayrılığına saygı gösteriyor, demokrasimizi yüceltiyoruz!
Nereden çıkıyor üçüncü dünya ülkesi gibi ilkel söylemler şimdi?
Tabii ki Guus Hiddink yüzünden.
Biz bu adamın peşinde aylarca koşup, dünyanın en iyi beş teknik direktöründen biri diye A Milli Takım’ın başına getirmedik mi?
Rusya ile sözleşmesi sürüyor bahanesiyle ağustos ayına kadar avans tanımadık mı?
Her istediğine “Yes sir” demedik mi?
Şimdi de Dünya Kupası finaline gitmesi için Fildişi Sahilleri’ne ödünç mü vereceğiz?
Hiddink açık açık söylüyor:
Chelsea’den öğrencim Drogba beni milli takımın başında görmek istiyor. Ama henüz karar veremedim.”
Bir karar verebilse!
Türkiye Futbol Federasyonu’na bile danışmasına gerek yok. İzin istemesine, fikrini almasına hiç yok!
Tamamen duygusal bir durum!
Futbol Federasyonu yetkililerine soruyoruz: “Doğru mu?”
Yanıt bulanık:
“Konuşmadık, haberimiz yok.”
Her şeyi konuşuyorsunuz, bunu bilmiyorsunuz.
Sorun şu;
Hollandalı teknik adam, Rusya’dan ağustos ayından önce ayrılabiliyorsa, kağıdı yırttığı anda soluğu alması gereken yer neresi olmalı?
Fildişi mi, Türkiye mi?
Türkiye değilse, birileri Hiddink’i ikna turları sırasında verilen sözleri, vaadleri ve anlaşma koşullarını çıkıp açıklamalı.
Federasyon Başkanı “Hiddink para değil heyecan için geldi” diyor.
Bu seviyedeki bir profesyonel heyecan olsun diye ancak mahalle takımını çalıştırır.
Kim bilir belki başka hesapları vardır Hollandalı’nın?
Nasıl Rusya Milli Takımı’nın başında iken Chelsea’nin hatırını kıramadı, bakarsınız teknik adamların peynir ekmek gibi yendiği Süper Lig’de bir büyük kulüpten gelecek teklife de hayır diyemez Hiddink...
Ve dolayısıyla TFF!
Bir koltukta iki karpuz!
Yalannnn söylüyorsun!
Türkiye’ye geleceği yolundaki onlarca haberi yalanlayan TFF ve Hiddink bunu da yalanlar, ne olmuş!

Dünya Kupası mı?
Peki, ya Hiddink Dünya Kupası finalini izlemek isterse?
İzleyecek tabi, en doğal hakkı.
Arkasında kapı gibi TFF yok mu?
Ödersiniz masraflarını, verirsiniz harcırahını, gönderirsiniz Güney Afrika’ya.
Katarsınız yanına Türk futbolunun alt yapısını, üst yapısını, HİF’ni, marka değerini, antrenörünü, eğitim müdürlüğünü emanet ettiğiniz Ersun Yanal’ı, eklersiniz ona Hiddink’in yardımcılarını...
Haa birkaç da yönetici!..
Hem görgülerini artırırlar, hem bilgilerini!
Futbol Federasyonu şu ana kadar net bir açıklama yapmadığı için bu iddianın söylenti boyutunda kalmasını diliyoruz.
Böyle bir pazarlık içine girebileceklerine de ihtimal vermek istemiyoruz.
Fakat doğru ise...
Ona bu tavizi verenlerin de alanların da başı daha işe başlamadan sıkıntıya girecek demektir.
Çünkü böyle bir senaryo ancak üçüncü dünya ülkelerinde yazılır!
Bizim gibiler de yer, yutar!


THY olmazsa İberia ile uçarız!
Malumunuz Türk Hava Yolları ülke dışında pekçok ünlü kulübün sponsoru olmaya devam ediyor.
Barcelona, Manchester United, Lyon ve Yunan basketbol liginden Maroussi’den sonra şimdi de Atletico Madrid takımı THY sayesinde bedava ve konforlu seyahat imkanına kavuştu.
Peki ulusal hava yolu şirketimiz içeride ne yapıyor?
Örneğin futbol dışındaki milli takımlara ne gibi kolaylıklar sunuyor?
Gelin bu sorunun yanıtı Hentbol Federasyonu ile THY arasındaki bir yazışmanın sonucundan çıkaralım.
THY yetkilileri ile GSGM’ye bağlı federasyon temsilcileri 3 Şubat’ta Ankara’da bir toplantı yapar.
Federasyonlar şirketten taleplerini dile getirir. Yüzde 5’lik bilet indiriminden daha fazlasını ister.
Aralarında bazıları milli takımların yurt dışı ulaşımının ücretsiz sağlanmasını teklif eder.
Konuyu değerlendiren THY’nin yanıtı açıktır:
“Uygun görülmemiştir.”
Bunun üzerine Hentbol Federasyonu 12 Şubat tarihinde THY Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu ve tüm üst düzey yöneticilere birer mektup yazar.
THY’nin sponsorluk için ileri sürdüğü şartların ağırlığından şikayet eder.
Tepkinin dozunu artırır ve “THY Barcelona, Manchester United ve Lyon gibi futbol takımlarına karşılıksız sponsor olmak için milyonlarca euroyu bir kalemde harcamıştır. Ancak sponsor olmak için kurumunuzun milli takımlarımıza sadaka verir gibi ekonomi sınıfı biletine yüzde 5 indirim uygulanması kabul edilemez. Bundan sonraki yurt dışı seyahatlerimizde Yunanistan’a Olympic, İspanya’ya ise İberia hava yolları ile gideceğiz. İmkanlarımız ölçüsünde diğer spor federasyonları ile koordineli olacağız” ifadelerini kullanır.
Mektup şöyle biter:
“Sonuç olarak THY’nin federasyonumuza yaptığı sponsorluk teklifi yeterli ve uygun görülmemiştir. Temenni ederiz ki konu sizin tarafınızdan incelenecek ve ay-yıldıza gerekli saygı gösterilecektir.”
Ve ipler kopar.
19 Şubat 2010’da THY Halkla İlişkiler müdür vekili S.Ekrem Şirin’den tek cümlelik bir yazı gelir:
“İlgili yazınız Türk Hava Yolları A.O. tarafından seviyesiz bulunduğundan cevap verilmeye değer bulunmamıştır.”
Kim haklı kim haksız tartışmasına girmek istemiyorum.
Ancak şu diyalog bile durumun vahametini anlamamız için yeter.
Yorum sizin.


Bakarım, söyleyen adam mı diye!
Bugünlerde donatıldığı sınırsız yetkilerle dünyaya tepeden bakmaya çalışan, ayakları yere basmayan biri var Türk futbolunun içinde.
İntikam, hırs, kendini kanıtlama, farklı görünme duyguları içinde bocalayan.
“İşte döndüm” sarhoşluğu ile başı dönen.
Ne olacağını değil, ne olduğunu kavrayamayan.
Okuduğunu anlayamayan.
İnsanların yüzüne söyleme cesareti bulamadığı hakaretleri arkasından sıralayan.
Sonra da riyakârlık yapan.
Alemde alışığız böyle tiplere.
Ne güzel söylemiş Mevlâna Celâleddin-i Rûmî;
‘’Cehalet insanı çirkinleştirir. Sukunetim asaletimdendir; lâkin her lâfa verilecek bir cevabım var. Bir bakarım lâf lâf  mı diye, bir de bakarım söyleyen adam mı diye.”

Reklamlar & Kişisel Ürünler
©Copyright 2010