24 Mayıs 2012, Perşembe


AVRUPA LİGLERİ

Atilla Gökçe Tribünagokce@milliyet.com.tr Tüm Yazıları 01 Şubat Çarşamba 2012

Kaç kere milli oldunuz?

Önce devam, sonra tamam!  Hem de hiç beklenmeyen biçimde!
Tam da Mehmet Ali Aydınlar kararlılıkla duruş gösterirken... Onuruna da işine de sahip çıkarken...
Kulüplerin büyük çoğunluğundan güçlü bir destek sağlamışken...
Kar yağışına alıştık... Futbolun kaygan ve kaypak zeminini de zaten biliyorduk.
Ama bu çığ düşmesini hiç beklemiyorduk.
Aydınlar’ın istifasında açıkça dile getirdiği soruna gelince...
UEFA tarafından Türkiye Futbol Federasyonu’na gönderilen yazıları, belgeleri ancak CAS hakimi Kısmet Erkiner’in iddiasından sonra görebilmiş Başkan...
6 Eylül - 3 Ekim 2011 arasındaki yazıları, Erkiner’in iddialarından sonra dün görebilmiş.
Ortada etik bir sorun yok... Resmen ahlaksızlık var...
Birileri, Başkan’dan bazı gerçekleri saklamış... Bazı gerçeklerin üstünü örtmüş...
Dahası, o birileri Türkiye Futbol Federasyonu’nu, onun kurumsal kimliğini hiç ciddiye almamış. Ya kişisel çıkarlarını ve hesaplarını ya da kendi kulüp aidiyetlerini önemsemiş.
Ahlaksızlık yapmakta hiçbir sakınca görmemiş.
27 Şubat kongresi, Türk futbolunun yüzleşmesi için bir fırsattır.
Bu kongrede Aydınlar, Gümüşdağ ve Arıboğan aday olurlar mı? Birlikte hareket ederler mi, yoksa birbirlerini mi suçlarlar? Bilmiyoruz.
Şimdi belki de üstü örtülü biçimde Şenes Erzik’e yolları açmaya hazırlanan kar küreme makineleri gizlendikleri hangardan çıkarak operasyona başlayabilir.
Kimbilir, belki de onlara yol gösteren, ışık tutan başka iradeler vardır, olabilir...
Sadece çığ düşmedi... Mevsime uygun biçimde tipi de görüşü engelliyor.
Kim nerede, ne yapıyor anlamak güç.
Ama şurası kesin...
Türk futbolu için yeni bir “dizayn macerası” başlıyor.
Sadece başkan ve yönetim değil, kurullar da seçilecek... Etik, PFDK, Tahkim kurulları da değişecek... Aydınlar aday olur ve yeniden seçilirse kurullar değişmeden devam edebilir. Ya seçilmezse...
Yeni başkan, yeni yönetim kurulu ve yeni kurullar!
İşte zurnanın zırt dediği yer.
O kurullar hukuka, spor etiğine, vicdana göre mi seçilecek, yoksa uygun görülenler arasından bazılarının hesabına göre mi ?
Bekleyeceğiz, göreceğiz...
Bakalım kendi başımıza daha ne çoraplar öreceğiz?
Gelelim genel kurula...
Bu seçime 300’e yakın delege katılacak.
Kulüp başkanları ve adamları... 200 kişiden fazla...
Bir de futbolun gerçek sahipleri var...
Futbolcular, hakemler, teknik direktörler.
Onlar için kapı dar... Eşikler yüksek!
Onlar en çok 18 kişiyle temsil edilecekler genel kurulda... Kendi derneklerinin başkanları ve 5 seçkin adamla...
Seçkin adam ne demek? Şu demek: Teknik direktörse, milli takımı en uzun süre çalıştırmış 5 hoca! Futbolcuysa, en çok milli olmuş 5 oyuncu... Hakemse en çok Şampiyonlar Ligi yönetmiş 5 hakem... Hakem derneği başkanı da dahil, hiçbir hakemin faal olmaması, hepsinin bırakması koşuluyla! Peki o derneğin adı ne ? Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği!
Buyurun, buradan yakın...
Şöyle bağlayalım...
Şu şike- teşvik sürecinde adli takibata uğrayanların büyük ve ezici çoğunluğu kimlerden oluşuyor? Yöneticilerden... Türkiye Futbol Federasyonu genel kurulunun yüzde 85’i kimlerden oluşuyor? Yöneticilerden!
Futbola dair bir sözünüz mü var, antrenör ya da futbolcu musunuz? Önce cevap verin: Kaç kere milli oldunuz ? Kısacası, yoksunuz!

 

2,5 milyon TL nasıl uçtu?
Küçük bir öykü duydum... Hem üzüldüm, hem de güldüm.
Biliyorsunuz, Türk Hava Yolları, Türkiye Futbol Federasyonu’nun resmi sponsoru.
Aradaki anlaşma detaylarına göre başkan, üyeler ve görevlileri için uçak bileti alınırken THY yüzde elli indirim hakkı tanımış Federasyon’a...
Ne hikmetse TFF yıllardır bu indirim hakkından yararlanmamış.
Durumu fark eden Aydınlar hayretle sormuş: ”Beyler, bu indirimi unuttunuz mu?”
Yanıt: ”Efendim, uçuş kararları son anda aceleyle alındığı için... Kem, küm!”
Sonunda anlaşılmış ki TFF indirimsiz bilet yüzünden boşuna 2,5 milyon TL ödemiş.
... Ve önemsiz (!) bir ayrıntı.
Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Hamdi Topçu, aynı zamanda Türkiye Futbol Federasyonu Denetleme Kurulu Başkanı...
Hadi artık, siz de gülün!

 

Teşekkürler Roy H.Higgs
Hayır, başlıkta okuduğunuz adam bir futbol antrenörü değil... Tenis dünyasının yıldızları arasında da bulamazsınız adını.
Fenerbahçe’nin transfer listesinde de yer almıyor, futbolcu değil.
Ama yine de Fenerbahçe tarihinde önemli bir yeri var.
Bu beyefendi, Ataşehir’de gözlerimizi kamaştırarak hizmete giren Ülker Arena’nın mimarı...
Dedik ya kültürümüzde büyük boşluklar var...
Ülker Arena’nın değişken hareketli parkelerini, 28 tonluk dev skorbordunu öve öve yazarken, ekranlarda en ince ayrıntısına kadar anlatırken fark ettim ki mimarının adını anan, merak eden bile yok!
Lafa gelince Sinan’ın torunlarıyız!...
Efendim, bu salon Amerikan Developement Design Group tarafından Ataşehir’de “Alpella Gençlik Şehri” olarak tasarlanan projenin bir parçası. Mimarı da Roy H. Higgs... Spor sayfalarında bu ayrıntılara pek rastlayamadım. Ama İstinye Park da Higgs’in imzasını taşıdığı için bazı meslektaşlar yakın geçmişte kendisiyle röportaj yapmış. Mr. Higgs İstanbul’u çok seviyor. Başka projeleri de var.Buradan onu kutlamak isterim.
Öte yandan... Sevgili dostum Mimar İshak Kantaşı ile konuştum.. Türkiye’de mimarlık fakülteleri var da, o fakültelerde “spor mimarisi” diye bir alan yokmuş!
İyi mi?

 

İşimi yapıyorum
Geçen hafta “Fenerbahçe nereye koşuyor?” diye yazdım ya... Onlarca mail gelmiş. Çoğu Fenerbahçe’nin büyük bir haksızlığa uğradığını, bir komplo ile karşı karşıya kaldığını öne sürüyor ve görüşlerime katılmadığını dile getiriyor.
O görüşlere de saygı duyuyorum elbette. Hele beni bazı zebanilerden (!) ayırarak hakkımı teslim etmeye çalışanlara da teşekkür borçluyum.
İçlerinden birinin mesajı oldukça garipti: ”Fenerbahçe’yi eleştirmeyi bırak, işine bak!” Galiba benim işimin ne olduğunu unutmuş.
Merak etme kardeş, işimi yapıyorum zaten!

Reklamlar & Kişisel Ürünler
 
©Copyright 2012