24 Mayıs 2012, Perşembe


AVRUPA LİGLERİ

Atilla Gökçe Kritikagokce@milliyet.com.tr Tüm Yazıları 22 Şubat Pazartesi 2010

Rakipleri sevindi!

Beşiktaş’ın ilk yarıyı tek kale oyununa dönüştürmesine rağmen golü atamamasındaki temel nedenlerden biri, savunmaya yığılan rakibine karşı fazladan sürpriz adamı hücuma sokamamasıydı

Beşiktaş’ın ilk yarıyı tek kale oyununa dönüştürmesine rağmen golü atamamasındaki temel nedenlerden biri, savunmaya yığılan rakibine karşı fazladan sürpriz adamı hücuma sokamamasıydı

İkisi de çok istedi.  İkisi de sahip olamadı. ...Ve maç ortada kaldı. Derbinin anlam ve önemine uyabilir ama, Beşiktaş’ın hesaplarına hiç de uymayan bir beraberlik bu... Galatasaray’la Beşiktaş arasındaki puan farkı aynen devam ettiğine göre Galatasaray bir anlamda mutludur diyelim. Ya zirvedeki öteki rakipleri? Herhalde onlar daha çok mutludur.
Maça dönersek...
İlk yarıda “koro halinde” Beşiktaş gösterisi izledik. Ligde daha önce oynadıkları tüm maçlardan daha farklı, daha disiplinli, daha istekli ve çok daha baskılı bir Beşiktaş’tı bu.
Mustafa Denizli’nin Gaziantep yenilgisinden sonra çıkardığı dersleri futbolcularıyla paylaştığını gördük. Her iki kanattan çok iyi servis yapıyordu Beşiktaşlılar. Toraman, sağ kanatta hem Caner ve arkasındaki Hakan’a karşı tek başına savunma yapıyor, hem de ofansif anlamda adam geçerek yaptığı ortalarla topu Holosko’ya kadar taşıyordu. İbrahim Üzülmez ve Ekrem, sol kanadın savaşçılarıydılar. Hem Keita’ya karşı mücadele ettiler, hem de bindirdikçe bindirdiler.Tuhaf olan, Beşiktaş’ın bu bindirmelerden çıkan ortalarla, 12 korner kazandığı halde çok az kafa vuruşu yapabilmesiydi. Nobre’nin direkte patlayan kafa vuruşu, bu verimsizliğin talihsiz bir örneği oldu. Beşiktaşlılar bir de Holosko’nun kafa vuruşunda top çizgiyi tamamen geçti mi, geçmedi mi merak ediyorlardır. Biz söyleyelim, Leo Franco’nun elleri meşin yuvarlağı kavradığında topun tamamı çizgiyi geçmemişti.  Elbette Lig TV’nin  (Aleksandro) Del Piero’sudur yetkili olan, biz bize göreyi yazdık.
Beşiktaş’ın ilk yarıyı tek kale oyununa dö-
nüştürmesine rağmen golü atamamasındaki temel nedenlerden biri, savunmaya yığılan rakibine karşı fazladan sürpriz adamı hücuma sokamamasıydı.
Galatasaray’ın oyuna Servet, Mustafa Sarp ve Jo ile Giovani dos Santos’suz başlamasını hiç anlayamadık. Belki Atletico Madrid maçında yorulanları dinlendirmeyi düşündü, olabilir. Ama koca ilk yarıyı korkarak oynadılar ve şansları var ki  iyi dayandılar.
Arda, bence takımının ve belki de sahanın en iyisiydi.  Sivok’un dürtemediği topla attığı gol alkışlanacak ölçüde güzeldi. Rijkaard, Jo, Santos ve Sarp’ı 63. dakikadan itibaren sahaya sürmeye başladı. Bu hamleler, Galatasaray’a hücum karakteri kazandıran hamlelerdi. Ne var ki Beşiktaş’ta Nihat, Bobo ve Yusuf’un oyuna girmesi, temelde çok şeyi değiştirmedi.
Fırat Aydınus, İbrahim ToramanMehmet Topal mücadelesini olimpik gözlerle değerlendirdi (greko romen güreş)... Bizim bildiğimiz kurallara göre bu bir penaltı olmalıydı.

Reklamlar & Kişisel Ürünler
©Copyright 2010