21 Nisan 2014, Pazartesi


Uğur Dündar . Tüm Yazıları 23 Nisan Pazartesi 2012

Aman Allahım ne maçtı!

Oyunun ilk çeyreğinde Galatasaray, Fenerbahçe kalesini adeta ablukaya aldı. Sarı-kırmızılılar, tezahüratı gök görültüsüne dönüştüren akustiğin de itici gücüyle atak üstüne atak yapıyordu. Buna karşılık ligin ayağa en iyi pas yapan ekibi olan Fenerbahçe ise bu çok kritik dakikaları oyun disiplinine mutlak sadakatle geçiştirmeyi başardı.
Derbiler, sürprizlere gebedir... Nitekim tribünler Galatasaray’ın her an bir gol atmasını beklerken tam tersi oldu. Alex usta sahneye çıktı ve harika bir asistle Ziegler’e golü attırdı.
Galatasaray tüm maç boyunca oyunun hakimiydi. Fakat son karşılaşmalarda yardımlaşmayı benimseyip, takım oyunu oynamaya özen veren Fenerbahçe de iyi bir direniş gösterdi.
Derbiye damgasını vuran futbolcu ise daha önce de bu maçın kader adamı olacağını söylediğimiz kaleci Volkan Demirel’di. Fenerbahçelilerin yürekten sevdiği Volkan tek kelimeyle muhteşemdi.
İkinci yarıda ezici üstünlük yine Galatasaray’daydı. Beklenen Galatasaray golü de, duran topa vuruş ustası, Türkiye’nin en iyi futbolcusu Selçuk İnan’dan gelmekte gecikmedi. Golün ardından Galatasaraylıların peş peşe kaçırdığı inanılmaz fırsatlar Fenerbahçeli seyircilerin yüreklerini ağızlarına getirecek türdendi.
Ammaa... Stoch’un futbolda bütün mucizelerin mümkün olabileceğini gösteren golü tüm hesapları alt üst ediverdi. Fenerbahçe’nin son maçlarında giderek bir taktik ustası olduğunu kanıtlayan Aykut Kocaman’ın oyun planı, bir kez daha başarıya ulaştı. Galatasaraylılar şampiyonluk turu atmayı düşlerken, karşılarına Kadıköy Şükrü Saracoğlu Stadı çıktı.
Böylece büyük heyecan son haftaya kadar taşınmış oldu.
Son söz; yaşasın futbol, yaşasın futbolun hepimizde yarattığı eşsiz heyecan...

19 Nisan Perşembe günkü köşemde Volkan’ın derbinin kaderini belirleyeceğini yazmıştım.

©Copyright 2012